Zorbalık Sadece Vurmak Değildir: Sosyal, Sözel ve İlişkisel Zorbalığı Nasıl Fark Ederiz?
Dışlama, dedikodu, aşağılama ve sosyal güç kullanımı ne zaman zorbalığa dönüşür? Ebeveynler için bilimsel ve anlaşılır bir çerçevede ele alıyoruz.
Bir çocuk eve gelip:
“Bugün beni oyuna almadılar.”
dediğinde bu zorbalık mıdır?
Bir arkadaş grubu onun hakkında konuşmuşsa?
Bir çocuk ona sürekli alaycı bir lakap takıyorsa?
“Onunla konuşursan seninle de konuşmam.” deniyorsa?
Bunların her biri çocuğu üzebilir. Bazıları ciddi biçimde zarar verici de olabilir. Ama hepsine otomatik olarak “zorbalık” demek doğru değildir.
Bir önceki yazıda zorbalığı sıradan akran çatışması ve genel saldırganlıktan ayırmıştık. Burada ise daha az görünür olabilen biçimlere odaklanacağız: sözel, sosyal ve ilişkisel zorbalık.
Çünkü zorbalık yalnızca vurmak, itmek ya da eşyaya zarar vermek değildir.
Ama aynı şekilde:
Her dışlama, dedikodu, kırıcı söz veya arkadaşlık bitişi de zorbalık değildir.
Asıl mesele, sosyal gücün nasıl kullanıldığıdır.
Önce kavramları netleştirelim
Literatürde “sosyal saldırganlık”, “ilişkisel saldırganlık” ve “dolaylı saldırganlık” terimleri tamamen aynı biçimde kullanılmıyor. Ancak bu kavramlar önemli ölçüde örtüşüyor.
Ortak noktaları şu:
Fiziksel zarar vermek yerine kişinin ilişkilerine, sosyal konumuna, aidiyetine veya grup içindeki yerine zarar vermek.
Örneğin:
- söylenti yaymak,
- birini sistematik biçimde dışlamak,
- başkalarını onunla konuşmamaya yönlendirmek,
- arkadaşlığı bir tehdit aracı olarak kullanmak,
- bir kişiyi sosyal olarak küçük düşürmek,
- bir gruptaki konumunu zayıflatmaya çalışmak
ilişkisel saldırganlık kapsamında ele alınabilen davranışlardır (Archer & Coyne, 2005; Voulgaridou & Kokkinos, 2019).
Ancak burada çok önemli bir ayrım var:
İlişkisel saldırganlık ile ilişkisel zorbalık aynı şey değildir.
Bir çocuk bir kez dedikodu yayabilir.
Bir arkadaşlık krizinde birini gruptan çıkarabilir.
Bir tartışma sırasında kırıcı bir şey söyleyebilir.
Bunlar sorunlu olabilir.
Ama zorbalık diyebilmek için yine temel çerçeveye dönmemiz gerekir:
- güç dengesizliği,
- tekrar veya yeniden gerçekleşme olasılığı,
- zarar verici bir örüntü.
CDC de sosyal ve ilişkisel zorbalığı bu genel çerçeve içinde ele alır ve söylenti yayma ile gruptan dışlamayı olası zorbalık biçimleri arasında sayar.
Bu nedenle:
Davranışın türü bize ne olduğunu söyler; güç ve tekrar ise bunun zorbalık olup olmadığını anlamamıza yardım eder.
Sözel zorbalık yalnızca “kötü söz” değildir
Hakaret.
Aşağılayıcı lakap.
Küçümseme.
Alay.
Tehdit.
Bunların hepsi sözel saldırganlığın parçası olabilir.
Ama tek bir kırıcı söz otomatik olarak zorbalık değildir.
İki çocuk tartışırken birbirine sert konuşabilir.
Bir çocuk öfkeyle arkadaşına kötü bir şey söyleyebilir.
Bu davranış kabul edilebilir olmayabilir ve yetişkin müdahalesi gerektirebilir.
Ama zorbalığı ayırt etmek için daha fazlasına bakmamız gerekir.
Şunu karşılaştıralım:
Birinci durum
İki arkadaş tartışıyor.
Biri diğerine:
“Çok saçmasın.”
diyor.
Diğeri de karşılık veriyor.
İlişki karşılıklı olarak gerilmiş olabilir.
İkinci durum
Sınıfta sosyal etkisi yüksek bir grup, haftalardır aynı çocuğa aşağılayıcı bir lakapla sesleniyor.
Diğer çocuklar da gülüyor.
Çocuk itiraz ettiğinde davranış artıyor.
Bu iki durumda kullanılan söz benzer olabilir.
Ama ilişkisel yapı aynı değildir.
Sözcüğün kendisinden çok, kimin tarafından, kime, hangi güç ilişkisi içinde ve hangi örüntüyle kullanıldığı önemlidir.
Her dışlama zorbalık değildir
Bu konu özellikle hassas.
Çünkü dışlanmak çocuk için gerçekten acı verici olabilir.
Ama çocukların sosyal ilişkilerinde her dışarıda kalma deneyimi zorbalık değildir.
Bir çocuk:
- bir gün başka arkadaşlarıyla oynamak isteyebilir,
- belirli bir grupta yer almak istemeyebilir,
- bir arkadaşlığı bitirebilir,
- daha yakın olduğu çocuklarla zaman geçirmek isteyebilir.
Arkadaşlık gönüllü bir ilişkidir.
Bir çocuğun başka bir çocukla yakın arkadaş olmak istememesi tek başına zorbalık değildir.
Ama şunlar başka bir şeydir:
“Kimse onunla konuşmayacak.”
“Onu oyuna alırsanız sizi de dışlarız.”
“Onunla arkadaş olursan artık bizimle oturamazsın.”
“Onu gruptan çıkaralım.”
Burada yalnızca kişisel tercih yoktur.
Bir çocuk ya da grup, başkalarının sosyal ilişkilerini de kontrol etmeye çalışıyor olabilir.
Bu nedenle şu ayrım çok önemli:
Arkadaş olmak zorunlu değildir; başka çocukların da biriyle ilişki kurmasını engellemek için sosyal güç kullanmak başka bir şeydir.
Dedikodu ne zaman zorbalığın parçası olabilir?
Çocuklar ve gençler birbirleri hakkında konuşur.
Bir tartışmayı arkadaşına anlatabilir.
Bir arkadaşının davranışından şikâyet edebilir.
Bazen yanlış bilgi de paylaşabilir.
Bunların hepsi otomatik olarak zorbalık değildir.
Ancak söylenti ya da dedikodu şu özellikleri taşımaya başladığında tablo değişir:
- aynı çocuk tekrar tekrar hedef alınıyorsa,
- amaç veya sonuç çocuğun sosyal konumunu zayıflatıyorsa,
- bilgi geniş bir gruba yayılıyorsa,
- hedef çocuğun bunun yayılmasını durdurma gücü çok azsa,
- söylentiyi yayan kişi veya grup sosyal açıdan daha güçlü bir konumdaysa.
İlişkisel saldırganlık literatürü söylenti yaymayı ve kötü niyetli dedikoduyu bu davranış alanının sık incelenen biçimleri arasında ele alıyor.
Bu nedenle:
Dedikodu zorbalığın kendisi değildir. Ama sosyal gücün bir çocuğun ilişkilerini veya konumunu sistematik biçimde zayıflatmak için kullandığı araçlardan biri olabilir.
Sosyal güç nasıl görünür?
Zorbalıkta “güç” sözcüğü çoğu zaman fiziksel güç gibi düşünülüyor.
Ama sosyal ilişkilerde güç çok farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.
Bir çocuk:
- grubun merkezindeki kişi olabilir,
- başkalarının kimi davet edeceğini etkileyebilir,
- diğer çocukların kiminle konuşacağını belirleyebilir,
- sosyal olarak görünür veya popüler olabilir,
- bir arkadaş grubunun dijital alanını kontrol ediyor olabilir,
- başka çocukların özel bilgilerine sahip olabilir,
- tek başına değil, birkaç kişiyle birlikte hareket ediyor olabilir.
Bu nedenle sosyal güç her zaman:
“Benden daha güçlü.”
şeklinde yaşanmaz.
Bazen çocuk için deneyim şudur:
“Kimse ona karşı çıkmıyor.”
veya:
“O ne derse grup onu yapıyor.”
Zorbalık davranışı ile sosyal statü arasındaki ilişkiyi inceleyen meta-analizler, bazı çocukların zorbalık davranışları gösterirken aynı zamanda akran grubunda daha yüksek popülerliğe sahip olabildiğini gösteriyor. Ancak burada “popüler” olmak ile “sevilmek” aynı şey değildir. Bir çocuk etkili ve görünür olabilir ama aynı zamanda akranlar tarafından reddediliyor da olabilir (Wiertsema et al., 2023).
Bu nedenle:
Sosyal güç, yalnızca ne kadar sevildiğimizle değil, başkalarının davranışlarını ne kadar etkileyebildiğimizle de ilgili olabilir.
“Onunla konuşursan seninle de konuşmam”
Bu cümle bazen bir arkadaşlık krizinin parçası olabilir.
Örneğin iki çocuk çok öfkeli bir tartışma sırasında birbirine:
“Artık seninle arkadaş olmak istemiyorum.”
diyebilir.
Bu tek başına zorbalık değildir.
Ama arkadaşlığın sürekli bir kontrol aracına dönüştüğü durum farklıdır.
Örneğin:
“Benim dediğimi yapmazsan seni gruptan çıkarırım.”
“Onunla konuşursan seni davet etmeyeceğim.”
“Bana bunu söylemezsen diğerlerine senin hakkında anlatırım.”
Bu tür ilişkiyi geri çekme veya arkadaşlığı kaybetme tehditleri, ilişkisel saldırganlık ölçümlerinde incelenen davranışlar arasındadır (Voulgaridou & Kokkinos, 2019).
Yine de tek bir cümleden hareketle bir çocuğu “zorba” olarak etiketlemek doğru değildir.
Önemli olan örüntüdür:
Arkadaşlık, karşılıklı bir ilişki olmaktan çıkıp bir çocuğu kontrol etmek için sürekli kullanılan bir güce mi dönüşüyor?
Görmezden gelmek zorbalık mıdır?
Bazen ilişkisel saldırganlık hakkında konuşurken “silent treatment” ya da görmezden gelme de örnek verilir.
Ama burada çok dikkatli olmak gerekir.
Bir çocuk öfkelendiğinde bir süre konuşmak istemeyebilir.
Bir arkadaşlığı bitirmek isteyebilir.
Biriyle mesafe koymayı seçebilir.
Bunlar otomatik olarak zorbalık değildir.
Ancak görmezden gelme şu örüntünün parçasıysa durum değişebilir:
- aynı çocuk sürekli hedef alınıyor,
- başkaları da onunla konuşmamaya yönlendiriliyor,
- davranış çocuğu kontrol etmek veya sosyal olarak cezalandırmak için kullanılıyor,
- çocuk karşı çıktığında daha fazla dışlanıyor.
Bu durumda görmezden gelme, ilişkisel saldırganlığın bir aracı haline gelebilir.
Davranışın kendisi değil, davranışın sosyal ilişki içinde nasıl kullanıldığı önemlidir.
İlişkisel zorbalık neden daha zor fark edilir?
Fiziksel saldırganlık çoğu zaman göz önündedir.
Bir çocuk diğerini ittiğinde yetişkin bunu görebilir.
Ama sosyal ilişkiler çok daha görünmez alanlarda yaşanır.
Örneğin:
- teneffüste kimin yanına gidildiği,
- bir grupta kimin mesajına cevap verilmediği,
- kim hakkında hangi söylentinin dolaştığı,
- bir çocuğun neden sürekli davet edilmediği,
- başka çocukların onunla konuşmaktan neden kaçındığı
öğretmenin veya ebeveynin doğrudan göremediği süreçler olabilir.
Örtük zorbalık üzerine yapılan çalışmalarda çocuklar, bazı davranışların yetişkinlerden saklanabildiğini ve sosyal dışlamanın güç dengesizliğinin önemli parçalarından biri olabildiğini anlatıyor (Nelson et al., 2018).
Bu nedenle:
“Ben hiç böyle bir şey görmedim.” önemli bir gözlemdir ama tek başına olayın olmadığı anlamına gelmez.
Aynı zamanda diğer uçtan da kaçınmalıyız.
Yetişkinin görmediği her sosyal güçlük zorbalık değildir.
Bu yüzden çocuğun anlatısı, okul gözlemleri ve ilişkinin örüntüsü birlikte değerlendirilmelidir.
Çocuğun “bir şey yapmadılar” demesi de yeterli olmayabilir
Çocuk eve gelip:
“Bir şey olmadı.”
diyebilir.
Sonra biraz konuşunca:
“Zaten artık kimse benim yanımda oturmuyor.”
diyebilir.
Ya da:
“Biriyle konuşursam diğerleri bana kızıyor.”
Bu nedenle yalnızca:
“Sana bir şey yaptılar mı?”
sorusu sosyal zorbalığı anlamak için fazla dar olabilir.
Daha açık ama yönlendirmeyen sorular işe yarayabilir:
- Son zamanlarda arkadaş grubunda bir şey değişti mi?
- Sen geldiğinde konuşmayı kestikleri oluyor mu?
- Birinin başkalarına seninle konuşmamasını söylediğini düşündüğün oldu mu?
- Hakkında yayılan bir şey duydun mu?
- Grupta kalabilmek için yapmak istemediğin şeyleri yapmak zorunda hissediyor musun?
- “Hayır” dediğinde ne oluyor?
- Bir çocukla sorun yaşadığında diğer arkadaşlarının da davranışı değişiyor mu?
Ama bunları bir sorgu listesi gibi kullanmak gerekmez.
Amaç çocuğa:
“Bak, bunlar varsa zorbalığa uğruyorsun.”
demek değildir.
Amaç, onun sosyal deneyimini anlamaktır.
Her sosyal kayıp zorbalık değildir
Bu bölüm özellikle ebeveynler için önemli olabilir.
Bir çocuğun:
- arkadaş grubunun değişmesi,
- eski arkadaşıyla uzaklaşması,
- bir doğum gününe çağrılmaması,
- bir grubun dışında kalması
üzücü olabilir.
Bazen çocuk gerçekten çok incinir.
Ama çocuğun yaşadığı her sosyal acıyı zorbalık olarak adlandırırsak, sosyal ilişkilerin doğal olarak değişebilen taraflarını da zorbalıkla karıştırmış oluruz.
Arkadaşlıklar sona erebilir.
Gruplar değişebilir.
Çocuklar farklı insanlara yakınlaşabilir.
Bütün bunlar zorbalık değildir.
Yetişkinin asıl bakması gereken nokta şudur:
Bu sosyal uzaklaşma doğal ilişki değişimlerinden mi kaynaklanıyor, yoksa bir çocuk veya grup başkalarının ilişkilerini de yönlendirerek aynı çocuğun sosyal konumunu sistematik biçimde zayıflatıyor mu?
Bu ayrım bazen hemen görülemez.
Zaman içinde örüntü daha belirgin hale gelebilir.
“Herkes onunla konuşmuyor” ne anlama gelir?
Diyelim ki sınıfta birçok çocuk aynı öğrenciyle konuşmuyor.
Dışarıdan tek bir görüntü var.
Ama bunun arkasında farklı süreçler olabilir.
Bir olasılık:
Çocuğun çeşitli arkadaşlıklarında ayrı ayrı sorunlar yaşanmıştır.
Başka bir olasılık:
Bir ya da iki çocuk diğerlerini de onunla konuşmamaya yönlendirmiştir.
Bu ikisi aynı değildir.
İkinci durumda sosyal güç daha merkezi hale gelir.
Bu nedenle:
“Kimse onunla arkadaş olmak zorunda değil.”
cümlesi bazen doğru olsa da tek başına yeterli değildir.
Şunu da anlamak gerekir:
Başkalarının ilişki tercihleri gerçekten bağımsız mı, yoksa bir grubun sosyal baskısı altında mı şekilleniyor?
“Kız zorbalığı” diye ayrı bir şey var mı?
İlişkisel saldırganlık uzun süre popüler kültürde özellikle kız çocuklarla ilişkilendirildi.
Hatta basit bir kalıp oluştu:
“Erkekler vurur, kızlar dışlar.”
Araştırmalar bu kadar net bir ayrımı desteklemiyor.
Card ve arkadaşlarının (2008) 148 çalışmayı kapsayan meta-analizinde doğrudan saldırganlık erkeklerde ortalamada daha yüksek bulunurken, dolaylı saldırganlıktaki cinsiyet farkı çok küçüktü.
Casper, Card ve Barlow’un (2020) 46 çalışma ve 35.468 ergeni kapsayan meta-analizinde ise ilişkisel saldırganlık ve mağduriyet açısından ortalama düzeyde anlamlı bir cinsiyet farkı bulunmadı.
Daha güncel kültürlerarası sistematik derlemeler de sonuçların kültüre, kullanılan ölçüme ve araştırma yöntemine göre değişebildiğini gösteriyor.
Dolayısıyla:
İlişkisel zorbalık kızlara özgü değildir.
Bu davranış biçimleri farklı cinsiyetlerde görülebilir.
Ve cinsiyet üzerinden hazır varsayımlar kurmak, bazı çocukların yaşadığı sorunları gözden kaçırabilir.
Fiziksel olmadığı için daha hafif midir?
Hayır, böyle bir sonuç çıkaramayız.
Ama burada başka bir basit karşılaştırmaya da düşmemeliyiz:
“Sosyal zorbalık fiziksel zorbalıktan daha kötüdür.”
Bunu da bilimsel olarak söyleyemeyiz.
Farklı saldırganlık ve mağduriyet biçimleri farklı çocuklarda farklı sonuçlarla ilişkili olabilir.
İlişkisel mağduriyet; daha düşük akran kabulü, daha olumsuz arkadaşlık özellikleri ve çeşitli sosyal-psikolojik güçlüklerle ilişkili bulunmuştur (Casper et al., 2020).
Akran mağduriyeti üzerine 85 boylamsal çalışmayı ve 117.520 katılımcıyı kapsayan bir meta-analiz de mağduriyet ile kaygı ve depresif belirtiler gibi içselleştirme güçlükleri arasında küçük fakat iki yönlü boylamsal ilişkiler bulunduğunu göstermiştir (Christina et al., 2021).
Burada nedenselliğe dikkat etmek gerekir.
Bu bulgular:
“Zorbalık depresyona neden olur.”
gibi tek yönlü bir cümleyi tek başına desteklemez.
Daha doğru ifade:
Akran mağduriyeti ile içselleştirme güçlükleri arasında zaman içinde karşılıklı ilişkiler görülmektedir.
Yani fiziksel iz olmaması, yaşanan deneyimin önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Mağdur olan çocuk nasıl görünür?
Burada hazır bir profil oluşturmak istemiyoruz.
Çünkü:
“Zorbalığa uğrayan çocuk içine kapanır.”
gibi genellemeler kolayca yanlış yönlendirebilir.
Bazı çocuklar üzgün görünebilir.
Bazıları öfkeli olabilir.
Bazıları okuldan kaçınabilir.
Bazıları davranışlarında fark edilir hiçbir değişiklik göstermeyebilir.
Bazılarının hâlâ başka arkadaşları olabilir.
Nitekim ilişkisel mağduriyet ile daha düşük akran kabulü ve bazı olumsuz arkadaşlık göstergeleri arasında ortalama ilişkiler bulunuyor; ancak bunlar her çocuk için geçerli bir profil değildir.
Bu nedenle:
“Arkadaşları var, demek ki zorbalığa uğramıyor.”
veya:
“Çok neşeli, demek ki sorun yok.”
gibi çıkarımlardan kaçınmak gerekir.
Bir sonraki yazılarda zorbalığa maruz kalan çocuklarda hangi değişikliklerin dikkate alınabileceğini ayrıca ele alacağız.
Sosyal ve ilişkisel zorbalığı anlamak için neye bakabiliriz?
Bunu bir “zorbalık testi”ne çevirmeden dört alan üzerinden düşünebiliriz.
1. Davranış ne?
Tam olarak ne oluyor?
- Aşağılama mı?
- Söylenti mi?
- Sistematik dışlama mı?
- Arkadaşlığı kaybetme tehdidi mi?
- Bir grubun diğer çocuğa karşı yönlendirilmesi mi?
- Dijital alanda sosyal dışlama mı?
Önce davranışı mümkün olduğunca somut tarif etmek gerekir.
2. Sosyal güç nasıl dağılıyor?
Bir çocuk veya grup:
- kimin gruba dahil olacağını,
- kiminle konuşulacağını,
- hangi bilginin yayılacağını,
- bir çocuğun sosyal konumunu
belirgin biçimde etkileyebiliyor mu?
Hedef çocuk karşı çıktığında ne oluyor?
3. Bu tek olay mı, örüntü mü?
Aynı çocuk tekrar tekrar mı hedef oluyor?
Davranış zaman içinde devam ediyor mu?
Yeniden gerçekleşme olasılığı yüksek mi?
4. Çocuğun hareket alanı var mı?
Çocuk:
“Dur.”
dediğinde davranış bitiyor mu?
Başka ilişkiler kurabiliyor mu?
Karşı çıktığında durum kötüleşiyor mu?
Yardım istediğinde destek alabiliyor mu?
Bunların hiçbirine tek başına bakmak yeterli değildir.
Davranış + güç + tekrar + bağlam birlikte değerlendirilmelidir.
Ne yapmamak gerekir?
İlk refleksle:
“Boş ver, arkadaşlıklar böyledir.”
demek yaşanan zararı küçümseyebilir.
Ama:
“Seni oyuna almadılar, bu kesin zorbalık.”
demek de olayı anlamadan etiket koymak olur.
Aynı şekilde:
“Sen de onlarla konuşma.”
her zaman çözüm değildir.
Çünkü bazı durumlarda çocuğun yaşadığı sorun tek bir arkadaşlığın bitmesi değil, bütün grup içindeki sosyal güç ilişkisi olabilir.
Ve:
“Herkes seninle arkadaş olmak zorunda değil.”
cümlesi kavramsal olarak doğru olsa bile, bir grubun sistematik biçimde çocuğun diğer ilişkilerini de engellediği durumda meseleyi açıklamaz.
Yetişkinin görevi her sosyal ilişkiyi yönetmek değildir.
Ama gücün zarar vermek için kullanıldığı bir örüntüyü fark etmek önemlidir.
Çocuğu “zorba” ya da “mağdur” olarak sabitlememek
Bu seride dili özellikle dikkatli kullanıyoruz.
Mümkün olduğunda:
“zorbalık davranışı gösteren çocuk”
ve
“zorbalığa maruz kalan çocuk”
ifadelerini tercih ediyoruz.
Çünkü davranışı ciddiye almak için çocuğu davranışına indirgemek gerekmiyor.
Bir çocuk sosyal gücünü başkasına zarar verecek şekilde kullanabilir.
Bu davranışın sınırlandırılması gerekir.
Ama bu, çocuğun bütün kimliğinin “zorba” olduğu anlamına gelmez.
Benzer şekilde zorbalığa maruz kalmak da çocuğun kalıcı bir kimliği değildir.
Bu dil yalnızca daha nazik olduğu için değil, müdahaleyi davranışa ve ilişki örüntüsüne yöneltmemizi kolaylaştırdığı için önemlidir.
Zorbalık sadece vurmak değildir
Bazen zorbalığın en kolay fark edilen biçimi fiziksel olandır.
Ama çocuklar birbirlerine sosyal ilişkiler üzerinden de zarar verebilir.
Sözel aşağılama.
Söylenti.
Sistematik dışlama.
Arkadaşlığı kontrol aracı olarak kullanma.
Başkalarını bir çocuğa karşı yönlendirme.
Bunlar fiziksel iz bırakmayabilir.
Ama sosyal ilişkilere, aidiyet duygusuna ve okul deneyimine dokunabilir.
Yine de bu davranışlardan herhangi birini tek başına gördüğümüzde:
“Bu kesin zorbalık.”
dememeliyiz.
Aynı şekilde:
“Kimse vurmadı, o halde zorbalık yok.”
da diyemeyiz.
İki yaklaşım da aynı şeyi kaçırır:
İlişkinin yapısını.
Sosyal ve ilişkisel zorbalığı belirleyen yalnızca ne söylendiği ya da kimin dışlandığı değildir; sosyal gücün bir çocuğun ilişkilerini, konumunu veya aidiyetini tekrar eden biçimde zayıflatmak için nasıl kullanıldığıdır.
Ve bunun yanına mutlaka ikinci cümleyi koymak gerekir:
Her sosyal kırılmayı zorbalık olarak adlandırmak kadar, fiziksel saldırı olmadığı için sosyal zararı küçümsemek de yanlıştır.
Çocuğu korumak için en hızlı etiketi bulmamız gerekmiyor.
Daha çok:
Ne olduğunu, ne kadar süredir sürdüğünü, güç ilişkisinin nasıl çalıştığını ve çocuğun bu durum içinde ne kadar hareket alanı bulunduğunu anlamamız gerekiyor.
Çünkü bazen gördüğümüz şey sıradan ama acı verici bir arkadaşlık sorunudur.
Bazen ilişkisel saldırganlıktır.
Bazen de görünürde çok az şey olurken, altında ciddi bir zorbalık örüntüsü vardır.
Aradaki farkı anlamak, doğru müdahaleye yaklaşmanın ilk adımıdır.
Kaynaklar
Archer, J., & Coyne, S. M. (2005). An integrated review of indirect, relational, and social aggression. Personality and Social Psychology Review, 9(3), 212–230. https://doi.org/10.1207/s15327957pspr0903_2
Card, N. A., Stucky, B. D., Sawalani, G. M., & Little, T. D. (2008). Direct and indirect aggression during childhood and adolescence: A meta-analytic review of gender differences, intercorrelations, and relations to maladjustment. Child Development, 79(5), 1185–1229. https://doi.org/10.1111/j.1467-8624.2008.01184.x
Casper, D. M., Card, N. A., & Barlow, C. (2020). Relational aggression and victimization during adolescence: A meta-analytic review of unique associations with popularity, peer acceptance, rejection, and friendship characteristics. Journal of Adolescence, 80, 41–52. https://doi.org/10.1016/j.adolescence.2019.12.012
Centers for Disease Control and Prevention. (2024). Bullying. Youth Violence Prevention.
Christina, S., Magson, N. R., Kakar, V., & Rapee, R. M. (2021). The bidirectional relationships between peer victimization and internalizing problems in school-aged children: An updated systematic review and meta-analysis. Clinical Psychology Review, 85, 101979. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2021.101979
Crick, N. R., Ostrov, J. M., & Werner, N. E. (2006). A longitudinal study of relational aggression, physical aggression, and children’s social-psychological adjustment. Journal of Abnormal Child Psychology, 34(2), 131–142. https://doi.org/10.1007/s10802-005-9009-4
Nelson, H. J., Burns, S. K., Kendall, G. E., & Schonert-Reichl, K. A. (2018). The factors that influence and protect against power imbalance in covert bullying among preadolescent children at school: A thematic analysis. The Journal of School Nursing, 34(4), 281–291. https://doi.org/10.1177/1059840517748417
Rodkin, P. C., Espelage, D. L., & Hanish, L. D. (2015). A relational framework for understanding bullying: Developmental antecedents and outcomes. American Psychologist, 70(4), 311–321. https://doi.org/10.1037/a0038658
Voulgaridou, I., & Kokkinos, C. M. (2019). Measuring relational aggression in children and adolescents: A systematic review of the available instruments. Aggression and Violent Behavior, 46, 82–97. https://doi.org/10.1016/j.avb.2019.02.002
Voulgaridou, I., & Kokkinos, C. M. (2023). Relational aggression in adolescents across different cultural contexts: A systematic review of the literature. Adolescent Research Review, 8, 457–480. https://doi.org/10.1007/s40894-023-00207-x
Wiertsema, M., Vrijen, C., van der Ploeg, R., Sentse, M., & Kretschmer, T. (2023). Bullying perpetration and social status in the peer group: A meta-analysis. Journal of Adolescence, 95(1), 34–55. https://doi.org/10.1002/jad.12109