Her Akran Çatışması Zorbalık mıdır? Akran Zorbalığını Nasıl Ayırt Ederiz?
Her tartışma veya saldırgan davranış zorbalık değildir. Çatışma, saldırganlık ve akran zorbalığı arasındaki farkı, bilimsel araştırmalar ışığında ele alıyoruz.
İki çocuk tartıştı.
Biri diğerine kırıcı bir söz söyledi.
Bir öğrenci arkadaşını itti.
Bir çocuk oyuna alınmadı.
Sınıf grubunda biri hakkında alaycı bir mesaj yazıldı.
Bu durumların her biri yetişkinlerin dikkatini gerektirebilir. Ama hepsine aynı adı vermek doğru olmayabilir.
Özellikle “zorbalık” sözcüğü son yıllarda günlük dilde oldukça geniş kullanılmaya başladı. Bazen çocuklar arasındaki hemen her tartışma, dışlama, kaba davranış ya da saldırganlık zorbalık olarak adlandırılıyor. Bunun tersine, bazı durumlarda da gerçekten zorbalık özellikleri taşıyan bir örüntü “çocuklar arasında olur böyle şeyler” denilerek sıradan bir anlaşmazlığa indirgenebiliyor.
İki hata da önemli.
Çünkü bir olayı doğru anlamlandırmak, nasıl müdahale edeceğimizi de etkiler.
Her akran çatışması zorbalık değildir. Ama bir olayın zorbalık olmaması, önemsiz olduğu anlamına da gelmez.
Peki tartışma, çatışma, saldırganlık ve zorbalığı birbirinden nasıl ayırabiliriz?
Önce “zorbalık” dediğimiz şeyi netleştirelim
Zorbalığın bilimsel tanımlarında küçük farklılıklar bulunsa da bazı özellikler uzun süredir merkezi kabul ediliyor.
CDC’nin güncel tanımında zorbalık; bir çocuk veya genç tarafından başka bir çocuk ya da gence yönelik istenmeyen saldırgan davranış, taraflar arasında gözlenen veya algılanan bir güç dengesizliği ve davranışın birden fazla kez gerçekleşmesi veya yeniden gerçekleşme olasılığının yüksek olması ile tanımlanıyor.
Zorbalık fiziksel olabilir; vurmak, itmek veya eşyaya zarar vermek gibi.
Sözel olabilir; hakaret etmek, aşağılamak veya incitici biçimde alay etmek gibi.
İlişkisel veya sosyal olabilir; söylenti yaymak, başkalarını bir çocuğa karşı örgütlemek veya bir çocuğu sistematik biçimde grubun dışında bırakmak gibi.
Dijital ortamda da gerçekleşebilir.
Zorbalık literatürünün önemli derlemelerinde buna sıklıkla zarar verme niyeti de ekleniyor (Menesini & Salmivalli, 2017).
Fakat niyet, birazdan göreceğimiz gibi, yetişkinin dışarıdan kolayca ölçebildiği bir şey değildir.
Bu nedenle günlük yaşamda zorbalığı değerlendirirken yalnızca:
“Bunu bilerek mi yaptı?”
sorusuna dayanmak yeterli olmaz.
Daha geniş bir tabloya bakmak gerekir.
Tartışma ile başlayalım
İki çocuk aynı oyuncağı istiyor.
İki arkadaş hangi oyunun oynanacağı konusunda anlaşamıyor.
Bir çocuk diğerinin sırasına geçtiğini düşünüyor ve:
“Sen hep böyle yapıyorsun!”
diyor.
Diğeri de:
“Sen de beni hiç dinlemiyorsun!”
diye karşılık veriyor.
Bu tür durumlarda çocuklar birbirlerine kızabilir, sert konuşabilir, hatta bazen birbirlerini incitebilir.
Ama burada çoğu zaman iki tarafın farklı isteklerinin, ihtiyaçlarının veya bakış açılarının karşı karşıya gelmesinden söz ederiz.
Yani ortada bir çatışma vardır.
Çatışma hoş olmak zorunda değildir. Çocukların çatışmayı çözmek için yetişkin desteğine de ihtiyaçları olabilir.
Fakat çatışma ile zorbalık aynı şey değildir.
Çatışmada iki tarafın ihtiyaçları veya hedefleri karşı karşıya gelebilir. Zorbalıkta ise ilişkinin içindeki güç farkı merkezi bir önem taşır.
Bu ayrım, çatışmayı önemsiz görmek anlamına gelmez.
Çocukların sınır koymayı, müzakere etmeyi, özür dilemeyi, karşı tarafın perspektifini anlamayı ve anlaşmazlık çözmeyi öğrenmeleri gerekir. Bazen yetişkinlerin bu sürece aktif olarak eşlik etmesi de gerekir.
Ama çocukların yaşadığı her anlaşmazlığı zorbalık olarak adlandırmak, zorbalığın kendine özgü yapısını görünmez hale getirebilir.
Peki saldırganlık?
Bir çocuk diğerini itti.
Hakaret etti.
Eşyasını kırdı.
Çevrimiçi bir mesajla aşağıladı.
Bunlar saldırgan davranışlar olabilir.
Üstelik tek seferlik bir saldırganlık olayı son derece ciddi olabilir.
Bir öğrencinin başka bir öğrenciye bir kez fiziksel zarar vermesi, klasik zorbalık tanımındaki tekrar örüntüsünü karşılamayabilir. Ama bu, olayın:
“Zorbalık değilmiş, o zaman önemli değil.”
diye geçiştirilebileceği anlamına gelmez.
Ybarra, Espelage ve Mitchell’in (2014) iki ergen örneklemiyle yaptığı çalışma burada önemli bir ayrım gösteriyor. Hem güç farkı hem de tekrar bildiren gençlerde günlük işlevlerde etkilenme en yüksek düzeydeydi. Ancak klasik zorbalık kriterlerini karşılamayan başka akran saldırganlıklarına maruz kalan gençlerde de sorunlar görülüyordu.
Dolayısıyla:
“Bu zorbalık değil.” cümlesinin devamı hiçbir zaman otomatik olarak “O halde müdahale gerekmiyor.” olmamalıdır.
Bazen zorbalık olmayan tek bir saldırganlık olayı, güvenlik açısından çok hızlı müdahale gerektirebilir.
Bu nedenle yetişkinin ilk sorusu yalnızca:
“Bu zorbalık mı?”
değil,
“Çocuk şu anda güvende mi ve burada nasıl bir zarar meydana geldi?”
olmalıdır.
Zorbalığı farklılaştıran temel nokta: güç
Zorbalık yalnızca ne yapıldığıyla ilgili değildir.
Aynı zamanda kimin kime, hangi ilişki içinde yaptığıyla ilgilidir.
Rodkin, Espelage ve Hanish (2015), zorbalığı güç ve kötüye kullanım ilişkilerinin içinde gerçekleşen bir saldırganlık biçimi olarak ele alıyor. Güç asimetrisini ve tekrarı kavramdan çıkardığımızda, zorbalığı genel saldırganlıktan ayrı bir olgu olarak değerlendirmek de zorlaşıyor.
Buradaki “güç” sözcüğünü yalnızca fiziksel güç olarak düşünmemek gerekiyor.
Bir çocuk diğerinden daha büyük veya fiziksel olarak daha güçlü olabilir.
Ama güç aynı zamanda:
- daha geniş bir arkadaş grubuna sahip olmaktan,
- sınıftaki sosyal konumdan,
- popülerlikten,
- birkaç kişinin tek bir çocuğa karşı birlikte hareket etmesinden,
- diğer çocuk hakkında utandırıcı veya özel bilgilere sahip olmaktan,
- çevrimiçi bir grubu veya sosyal ağı etkileyebilmekten
de kaynaklanabilir.
Çocukların zorbalıktaki güç dengesizliğini nasıl algıladığını inceleyen araştırmalar da yaşın, grup üyeliğinin, sosyal konumun ve akranlar tarafından değer verilen özelliklerin güç algısında rol oynayabildiğini gösteriyor (Nelson et al., 2019).
Bu nedenle şu iki olay aynı değildir.
Birinci durum
İki yakın arkadaş tartışıyor.
Biri:
“Sen çok saçmasın.”
diyor.
Diğeri:
“Asıl sen saçmasın.”
diye karşılık veriyor.
İkisi de kızgın. İkisi de birbirine kötü davranıyor olabilir.
Müdahale gerekebilir.
Ama yalnızca bu bilgiyle zorbalıktan söz edemeyiz.
İkinci durum
Sınıfta sosyal olarak güçlü dört öğrenci haftalardır aynı çocuğa aşağılayıcı bir lakapla sesleniyor.
Diğer öğrenciler de gülüyor.
Çocuk itiraz ettiğinde davranış artıyor.
Gruba karşı çıkarsa arkadaşsız kalmaktan korkuyor.
Burada gördüğümüz yalnızca “lakap takma” değildir.
Tekrarlayan bir davranış, grup desteği ve çocuğun kendisini savunmasını zorlaştıran bir güç ilişkisi vardır.
Aynı kelime bile farklı ilişkilerde bambaşka anlamlar taşıyabilir.
Zorbalığı yalnızca bir davranış listesinden anlayamayız. Davranışın içinde gerçekleştiği ilişkiye de bakmamız gerekir.
Güç farkı her zaman dışarıdan görünmez
Bu nedenle:
“Neden karşılık vermedi?”
sorusu da dikkatli kullanılmalıdır.
Yetişkin dışarıdan iki çocuğu benzer güçte görebilir.
Ama hedef olan çocuk:
- karşısındaki grubun sosyal etkisinden korkuyor olabilir,
- arkadaşlarını kaybetmekten çekinebilir,
- olayın büyüyeceğini düşünüyor olabilir,
- çevrimiçi içeriklerin yayılmasından korkuyor olabilir,
- daha önce karşı çıktığında durumun kötüleştiğini deneyimlemiş olabilir.
Dolayısıyla bir çocuğun kendisini savunamaması yalnızca “özgüven eksikliği” ile açıklanamaz.
Aynı şekilde bir çocuğun bir noktada karşılık vermiş olması da güç ilişkisinin otomatik olarak eşitlendiğini göstermez.
Örneğin uzun süredir hedef alınan bir çocuk bir gün kendisini hedef alan çocuğa bağırmış olabilir.
Sadece son olaya bakıp:
“İkisi de birbirine yapıyor.”
sonucuna ulaşmak, ilişkinin geçmişini gözden kaçırabilir.
Karşılıklı görünen davranış, her zaman eşit bir ilişki anlamına gelmez.
Bu yüzden bir olay değerlendirilirken yalnızca son birkaç dakikayı değil, mümkün olduğunda ilişkinin örüntüsünü de anlamaya çalışmak önemlidir.
Peki tekrar ne kadar önemli?
Tekrar, zorbalığın klasik tanımlarının temel özelliklerinden biridir.
Ancak bunu fazla mekanik kullanmamak gerekiyor.
“Bir kez olduysa zorbalık değildir.”
veya:
“Üçüncü kez olduğunda artık zorbalıktır.”
gibi basit bir sayısal kural yoktur.
CDC’nin tanımında davranışın birden fazla kez gerçekleşmiş olması veya yeniden gerçekleşme olasılığının yüksek olması dikkate alınıyor.
Bu özellikle dijital ortamda önemli hale geliyor.
Örneğin bir çocuk başka bir çocuk hakkında aşağılayıcı bir fotoğrafı yalnızca bir kez paylaşmış olabilir.
Ama o içerik:
başkaları tarafından paylaşılabilir,
tekrar tekrar görüntülenebilir,
ekran görüntüsü alınabilir,
farklı gruplara taşınabilir.
Dolayısıyla dijital zorbalık literatüründe “tekrar”ın geleneksel yüz yüze zorbalıktaki kadar basit değerlendirilemeyeceği uzun süredir tartışılıyor.
Yine de diğer uca da gitmemeliyiz:
Tek bir kaba davranışı otomatik olarak zorbalık olarak adlandırmak doğru değildir.
Tekrar, tekrar olasılığı, güç ilişkisi ve olayın bağlamı birlikte değerlendirilmelidir.
“Ama şakaydı”
Çocuklar arasındaki zorlayıcı etkileşimlerde yetişkinlerin sık duyduğu cümlelerden biridir:
“Şaka yaptım.”
Bazen gerçekten de şakadır.
İki çocuk birbirine takılır, ikisi de güler ve taraflardan biri istemediğinde davranış durur.
Ama “şaka” etiketi tek başına davranışın niteliğini belirlemez.
Şunu düşünmek daha yararlı olabilir:
- İki taraf da bunu eğlenceli buluyor mu?
- Hep aynı çocuk mu şakanın hedefi oluyor?
- Hedef olan çocuk istemediğini söylediğinde davranış duruyor mu?
- Karşılık verebildiğinde ilişki devam edebiliyor mu?
- Çocuğun itiraz etmesi onu daha büyük bir hedef haline getiriyor mu?
- Diğer çocuklar da davranışa katılıyor mu?
- “Şaka” çocuğun gruptaki konumunu zayıflatmak için mi kullanılıyor?
Bir çocuk:
“Şakaydı.”
dediğinde bunun doğru olmadığını peşinen varsaymak gerekmez.
Ama bu açıklamayı tek başına yeterli kabul etmek de gerekmez.
Çünkü niyet doğrudan görebildiğimiz bir şey değildir.
Klasik zorbalık literatüründe zarar verme niyeti önemli bir kriter olarak ele alınsa da çocuk ve gençlerin zorbalığı nasıl tanımladığına ilişkin çalışmalar, niyet, tekrar ve güç kriterlerinin günlük algıda her zaman araştırmacıların tanımıyla birebir örtüşmediğini gösteriyor (Cuadrado-Gordillo, 2012).
Bu nedenle yetişkinin görevi çocuğun zihnini okumaya çalışmak değil, davranışı ve bağlamı mümkün olduğunca iyi anlamaktır.
Her dışlama zorbalık mıdır?
Hayır.
Bu ayrım özellikle önemli.
Bir çocuk başka bir çocukla yakın arkadaş olmak istemeyebilir.
İki arkadaş bazen yalnız oynamak isteyebilir.
Bir çocuk bir arkadaşlığı sürdürmek istemeyebilir.
Çocukların kiminle arkadaş olacağını seçebilmesi de sosyal ilişkilerin bir parçasıdır.
Çocukları herkesi yakın arkadaş olarak kabul etmeye zorlamak mümkün değildir.
Ama şunlar başka bir şeydir:
“Kimse onunla konuşmayacak.”
“Onu oyuna alırsanız sizinle de konuşmam.”
“Herkese onun hakkında bunu anlat.”
“Onu gruptan çıkaralım.”
Eğer bir çocuk veya grup, güç konumunu kullanarak aynı çocuğun sosyal ilişkilerini sistematik biçimde zayıflatıyorsa, burada ilişkisel zorbalık söz konusu olabilir.
CDC de söylenti yayma ve gruptan dışlamayı sosyal veya ilişkisel zorbalığın olası biçimleri arasında değerlendiriyor.
Bu nedenle:
Arkadaş olmak zorunlu değildir. Bir çocuğun sosyal konumunu sistematik biçimde zayıflatmaya çalışmak ise başka bir şeydir.
Bu ayrım, çocukların ilişki kurma özgürlüğünü korurken sosyal zorbalığı da görünmez hale getirmememizi sağlar.
İlişkisel zorbalık neden daha kolay gözden kaçabilir?
Fiziksel saldırganlık çoğu zaman görünürdür.
Bir çocuk diğerini ittiğinde yetişkin bunu görebilir.
Ama ilişkisel saldırganlık çok daha örtük ilerleyebilir.
Söylentiler.
Grup konuşmaları.
Davet edilmeyen tek çocuk.
Bir arkadaşlığın başka bir çocuğu kontrol etmek için kullanılması.
Yetişkin geldiğinde aniden duran davranışlar.
Nelson ve arkadaşlarının (2018) 9–11 yaşındaki çocuklarla yaptığı çalışmada arkadaşlık ilişkileri ve sosyal dışlama, örtük zorbalıktaki güç dengesizliğiyle ilişkili önemli unsurlar arasında ortaya çıkıyor. Çocuklar ayrıca bazı davranışların yetişkinlerden saklanabildiğini anlatıyor.
Bu nedenle:
“Ben sınıfta böyle bir şey görmüyorum.”
önemli bir gözlemdir, ama tek başına böyle bir örüntünün bulunmadığını kanıtlamaz.
Aynı şekilde ebeveynlerin de çocuğun yaşadığı bütün akran etkileşimlerini görmesi mümkün değildir.
Burada çocuğun anlatısı, akran ilişkilerindeki değişikliklar ve okulun gözlemleri birlikte anlam kazanır.
Çocuğa yalnızca “Zorbalığa uğruyor musun?” diye sormak neden yetmeyebilir?
Çünkü çocukların “zorbalık” kelimesinden anladığı şey yetişkinlerin veya araştırmacıların tanımıyla aynı olmayabilir.
Naylor ve arkadaşlarının (2006) 1.820 öğrenci ve 225 öğretmenle yaptığı araştırmada öğrencilerin zorbalığı öğretmenlere kıyasla daha sık doğrudan fiziksel ve sözel davranışlarla tanımladığı; sosyal dışlamayı, güç farkını ve zarar verme niyetini tanımlarında daha az kullandığı görüldü.
Cuadrado-Gordillo’nun (2012) 2.295 gençle yaptığı araştırmada da araştırmacıların kullandığı tekrar, güç dengesizliği ve niyet kriterlerinin gençlerin zorbalık algısıyla birebir örtüşmediği görüldü.
Dolayısıyla:
“Zorbalığa uğruyor musun?”
diye sorduğumuzda çocuk:
“Hayır.”
diyebilir.
Ama ardından:
“Sınıfta kimse benimle konuşmuyor çünkü onunla konuşursak bizimle de konuşmayacağını söyledi.”
diyebilir.
Bu nedenle etiketi sormaktan çok deneyimi sormak daha bilgilendirici olabilir.
Örneğin:
- Ne oldu?
- Bunu kim yaptı?
- Daha önce de oldu mu?
- Başka kimler katılıyor?
- Nerelerde oluyor?
- Durmasını söylediğinde ne oluyor?
- Yardım istediğinde değişiyor mu?
- Bu yüzden okulda yapmak istemediğin veya kaçındığın bir şey var mı?
Ama bunlar da çocuğa uygulanan bir “zorbalık testi” değildir.
Amaç bir sorgulama yapmak değil, yaşanan deneyimi daha iyi anlayabilmektir.
Tartışma, saldırganlık ve zorbalığı nasıl düşünebiliriz?
Kavramları kesin kutulara hapsetmeden, temel farkları şöyle özetleyebiliriz:
| Çatışma / anlaşmazlık | Saldırganlık | Zorbalık | |
|---|---|---|---|
| Olumsuz bir etkileşim olabilir mi? | Evet | Evet | Evet |
| Bir taraf diğerine zarar verebilir mi? | Olabilir | Evet | Evet |
| Güç dengesizliği zorunlu mu? | Hayır | Hayır | Zorbalığın temel özelliklerinden biridir |
| Tekrar gerekli mi? | Hayır | Hayır | Tekrar veya yüksek tekrar olasılığı önemlidir |
| Tek bir olay olabilir mi? | Evet | Evet | Genellikle bir örüntü söz konusudur; tekrar olasılığı da değerlendirilir |
| Müdahale gerekebilir mi? | Evet | Evet | Evet |
| Tarafları eşit konumdaki iki çocuk gibi ele almak uygun mu? | Çoğu zaman olabilir | Bağlama bağlıdır | Belirgin güç farkında dikkatli olunmalıdır |
Bu tabloyu bir tanı aracı gibi kullanmamak gerekir.
Çünkü gerçek çocuk ilişkileri tablolardan daha karmaşıktır.
Ama bize önemli bir şeyi hatırlatabilir:
Zorbalık yalnızca kötü davranışın şiddetiyle değil, davranışın içinde gerçekleştiği ilişki örüntüsüyle anlaşılır.
Bir olay olduğunda yetişkin nereden başlayabilir?
Bir çocuğun zorbalığa uğrayıp uğramadığını birkaç soruyla kesin olarak belirleyen bir kontrol listesi yoktur.
Ama olayı anlamaya çalışırken bazı noktalara bakabiliriz.
Önce güvenlik
Çocuk şu anda güvende mi?
Fiziksel zarar, tehdit, cinsel içerikli davranış, şantaj veya ciddi dijital risk söz konusuysa “Bu teknik olarak zorbalık mı?” tartışmasından önce güvenliği sağlamak gerekir.
Sonra davranışı somutlaştırın
“Bana kötü davranıyorlar.”
önemli bir başlangıçtır.
Ardından:
Tam olarak ne oluyor?
sorusuna geçilebilir.
Hakaret mi?
İtme mi?
Söylenti mi?
Eşyalara zarar verme mi?
Sistematik dışlama mı?
Dijital paylaşım mı?
İlişkiye bakın
Güç nasıl dağılıyor?
Bir tarafın fiziksel, sosyal, sayısal veya ilişkisel üstünlüğü var mı?
Çocuk gerçekten karşı çıkabiliyor mu?
Karşı çıktığında ne oluyor?
Zamana bakın
Bu bir olay mı, yoksa oluşmakta olan bir örüntü mü?
Daha önce yaşandı mı?
Giderek artıyor mu?
Tekrar gerçekleşmesi olası mı?
Çocuğun hareket alanına bakın
Çocuk bu durumdan çıkabiliyor mu?
“Dur” dediğinde gerçekten duruyor mu?
Başka bir gruba gidebiliyor mu?
Yardım istediğinde davranış kesiliyor mu?
Yoksa karşı çıkmak durumu daha da mı zorlaştırıyor?
Bu soruların amacı mümkün olduğunca hızlı biçimde:
“Zorbalık var.”
veya:
“Zorbalık yok.”
kararı vermek değildir.
Ama olayın yapısını anlamamıza yardım eder.
Neden doğru ayırt etmek bu kadar önemli?
Çünkü farklı sorunlar farklı müdahaleler gerektirebilir.
İki çocuk benzer güçteyken yaşanan bir anlaşmazlıkta:
- birbirini dinleme,
- sınır koyma,
- problem çözme,
- anlaşmazlık yönetimi
üzerinde çalışmak anlamlı olabilir.
Fakat bir çocuk uzun süredir güç açısından daha üstün bir grup tarafından hedef alınıyorsa, meseleyi:
“İkiniz de birbirinizi anlamaya çalışın.”
noktasına indirgemek yeterli olmayabilir.
Çünkü taraflar başlangıçta eşit bir konumda değildir.
Diğer taraftan her akran anlaşmazlığını hemen zorbalık olarak tanımlamak da çocukları hızla iki sabit role yerleştirebilir:
“zorba” ve “mağdur.”
Bu seride mümkün olduğunca:
“zorbalık davranışı gösteren çocuk”
ve
“zorbalığa maruz kalan çocuk”
ifadelerini kullanacağız.
Çünkü davranışı ciddiye almak için çocuğu davranışına indirgememiz gerekmez.
Bir çocuğun zorbalık davranışı göstermesi davranışın kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez.
Ama bu davranış çocuğun bütün kimliği de değildir.
Aynı şekilde zorbalığa maruz kalmak da bir çocuğun kimliği değildir.
“Zorbalık değil” demek bazen doğru ve yine de yetersiz olabilir
Belki bu yazının en önemli noktalarından biri burada.
Bir ebeveyn okula gidiyor ve:
“Çocuğuma zorbalık yapılıyor.”
diyor.
Okul olayı inceliyor ve zorbalığın temel kriterlerinin karşılanmadığını düşünüyor.
Böyle bir durumda yalnızca:
“Bu zorbalık değil.”
demek kavramsal olarak doğru olsa bile iletişim açısından yetersiz olabilir.
Çünkü ebeveynin asıl sorusu çoğu zaman şudur:
“Çocuğum zarar görüyor mu ve siz bununla ilgili ne yapacaksınız?”
Bu nedenle daha yararlı yaklaşım:
“Anlattığınız olay şu anda zorbalığın güç ve tekrar örüntüsünü açık biçimde göstermiyor. Ancak yaşanan davranış kabul edilebilir değil ve müdahale edilmesi gerekiyor.”
olabilir.
Aynı şey ebeveyn açısından da geçerlidir.
Bir olayın henüz zorbalık olarak sınıflandırılamaması, çocuğun yaşadığını küçümsememiz gerektiği anlamına gelmez.
Kavramları doğru kullanmanın amacı çocukların yaşadığı güçlüğü azaltmak değil, hangi sorunla karşı karşıya olduğumuzu daha doğru anlayabilmektir.
Her akran çatışması zorbalık değildir
Ama bazı zorbalıklar da ilk bakışta sıradan akran çatışması gibi görünebilir.
Bu nedenle yalnızca davranışa değil:
güce,
zamana,
ilişkiye,
grubun rolüne,
çocuğun hareket alanına
ve bağlama bakmak gerekir.
Zorbalığı anlamanın yolu, çocukların her olumsuz davranışına aynı etiketi koymak değildir.
Aynı zamanda ciddi bir güç ve zarar örüntüsünü:
“Çocuklar kendi aralarında halletsin.”
diye küçümsemek de değildir.
Her zorbalık bir akran saldırganlığı biçimidir; ancak her saldırganlık veya çatışma zorbalık değildir.
Ve belki bunun hemen yanına koymamız gereken ikinci cümle şudur:
Bir olayın zorbalık kriterlerini karşılamaması, o olayın çocuğa zarar vermediği veya yetişkin müdahalesi gerektirmediği anlamına gelmez.
Bu ayrımı yapabildiğimizde yalnızca kavramları daha doğru kullanmış olmayız.
Çocuğun gerçekten ne yaşadığını anlamaya da biraz daha yaklaşmış oluruz.
Kaynaklar
Casper, D. M., Card, N. A., & Barlow, C. (2020). Relational aggression and victimization during adolescence: A meta-analytic review of unique associations with popularity, peer acceptance, rejection, and friendship characteristics. Journal of Adolescence, 80, 41–52. https://doi.org/10.1016/j.adolescence.2019.12.012
Centers for Disease Control and Prevention. (2024). Bullying. Youth Violence Prevention.
Cuadrado-Gordillo, I. (2012). Repetition, power imbalance, and intentionality: Do these criteria conform to teenagers’ perception of bullying? A role-based analysis. Journal of Interpersonal Violence, 27(10), 1889–1910. https://doi.org/10.1177/0886260511431436
Menesini, E., & Salmivalli, C. (2017). Bullying in schools: The state of knowledge and effective interventions. Psychology, Health & Medicine, 22(sup1), 240–253. https://doi.org/10.1080/13548506.2017.1279740
Naylor, P., Cowie, H., Cossin, F., de Bettencourt, R., & Lemme, F. (2006). Teachers’ and pupils’ definitions of bullying. British Journal of Educational Psychology, 76(3), 553–576. https://doi.org/10.1348/000709905X52229
Nelson, H. J., Burns, S. K., Kendall, G. E., & Schonert-Reichl, K. A. (2018). The factors that influence and protect against power imbalance in covert bullying among preadolescent children at school: A thematic analysis. The Journal of School Nursing, 34(4), 281–291. https://doi.org/10.1177/1059840517748417
Nelson, H. J., Burns, S. K., Kendall, G. E., & Schonert-Reichl, K. A. (2019). Preadolescent children’s perception of power imbalance in bullying: A thematic analysis. PLOS ONE, 14(3), e0211124. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0211124
Rodkin, P. C., Espelage, D. L., & Hanish, L. D. (2015). A relational framework for understanding bullying: Developmental antecedents and outcomes. American Psychologist, 70(4), 311–321. https://doi.org/10.1037/a0038658
Ybarra, M. L., Espelage, D. L., & Mitchell, K. J. (2014). Differentiating youth who are bullied from other victims of peer-aggression: The importance of differential power and repetition. Journal of Adolescent Health, 55(2), 293–300. https://doi.org/10.1016/j.jadohealth.2014.02.009