Tüm yazılar

Uyku, Hareket ve Günlük Rutinler Yürütücü İşlevlerle Nasıl İlişkilidir?

Uyku, fiziksel aktivite ve günlük rutinler çocukların dikkat, çalışma belleği ve öz-düzenleme performansıyla nasıl ilişkilidir? Araştırmalara yakından bakıyoruz.

Bir gün çocuğunuz ödevinin başına oturur, yönergeleri takip eder, işini bitirir ve kalkar.

Ertesi gün aynı çocuk kalemini arar, ne yapacağını birkaç kez sorar, masadan kalkar, en küçük şeye sinirlenir ve birkaç dakikalık bir işi bile tamamlamakta zorlanır.

Böyle zamanlarda akla kolayca şu soru gelebilir:

“Dün yapabiliyordu, bugün neden yapamıyor?”

Belki de asıl dikkat edilmesi gereken nokta tam olarak budur. Çünkü bir çocuğun dikkatini sürdürmesi, aklında birkaç bilgiyi aynı anda tutması, bir işi planlaması, dürtüsünü durdurması ya da değişen bir duruma uyum sağlaması yalnızca “bu becerilere sahip olup olmamasıyla” açıklanamaz.

Bunların hepsi yürütücü işlevler dediğimiz bilişsel süreçlerle ilişkilidir. Ancak yürütücü işlevler günlük yaşamdan bağımsız çalışan sabit bir sistem değildir.

Çocuğun ne kadar ve nasıl uyuduğu, gün içinde ne kadar hareket ettiği, gününün ne kadar öngörülebilir olduğu ve o sırada kendisinden ne beklendiği de bu becerilerin kullanıldığı koşulların bir parçasıdır.

Bu yüzden belki de:

“Çocuğumun dikkati nasıl?”

sorusunun yanına bazen şu soruyu da koymak gerekir:

“Bugün dikkatini kullanabilmesi için nasıl bir gün yaşadı?”

Aynı çocuk neden her gün aynı performansı göstermez?

Yürütücü işlevlerden söz ederken “kapasite” ile “performans” arasında ayrım yapmak yararlı.

Bir çocuğun çalışma belleği, inhibisyonu ya da bilişsel esnekliği elbette gelişimsel özellikler gösterir. Ancak belirli bir anda gözlemlediğimiz performans, yalnızca bu kapasitenin doğrudan ölçüsü değildir.

Düşünün.

İyi uyumuş, kahvaltısını yapmış, sabah acele etmeden hazırlanmış ve gün içinde hareket etme fırsatı bulmuş bir çocukla; gece geç yatmış, sabah zor uyanmış, evden telaşla çıkmış ve günün büyük bölümünü hareketsiz geçirmiş aynı çocuğun akşam aynı göreve oturduğunu varsayalım.

Çocuk aynı çocuk.

Ama göreve başladığı koşullar aynı değil.

Bu, “uyuyan çocuk dikkatli olur” ya da “hareket eden çocuk kendini daha iyi kontrol eder” gibi basit bir formül olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, araştırmalar bu ilişkilerin bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Uyku, hareket ve rutinler aynı şey değil; yürütücü işlevlerle ilişkilerine dair kanıtların gücü de aynı değil.

Uyku: Mesele yalnızca kaç saat uyuduğu değil

Çocuklukta uyku ile bilişsel ve davranışsal işlevler arasındaki ilişki uzun süredir araştırılıyor.

Okul öncesi çocuklara odaklanan sistematik bir derlemede Reynaud ve arkadaşları (2018), 26 çalışmayı değerlendirdi. Genel olarak uyku özellikleriyle bilişsel ve davranışsal sonuçlar arasında ilişkiler bulundu. Ancak çalışmalar kullanılan uyku ölçümleri, bilişsel değerlendirmeler ve araştırma yöntemleri açısından oldukça farklıydı. Yazarlar özellikle daha güçlü uzunlamasına çalışmalara ve objektif uyku ölçümlerine ihtiyaç olduğunu vurguladı (Reynaud et al., 2018).

Bu nedenle uykuyu yalnızca:

“Çocuk kaç saat uyuyor?”

sorusuna indirgemek doğru değil.

Uyku süresinin yanında yatış zamanı, uyku düzenliliği, gece uyanmaları ve genel uyku kalitesi gibi farklı özellikler de birbirinden ayrılmalı.

Üstelik yürütücü işlevler de tek bir beceri değil. Çalışma belleği, inhibisyon ve bilişsel esnekliğin uyku ile ilişkileri aynı olmak zorunda değil.

Dolayısıyla bilim bize şimdilik:

“Daha uzun uyku = daha güçlü yürütücü işlevler”

gibi doğrusal bir denklem vermiyor.

Ama uykunun çocuğun bilişsel ve davranışsal performansının içinde değerlendirilmesi gereken önemli günlük yaşam koşullarından biri olduğuna dair yeterli gerekçe var.

Benim araştırmamda ne bulduk?

Uyku ile yürütücü işlevler arasındaki ilişki benim yüksek lisans araştırmamda da incelediğim değişkenlerden biriydi.

2026 yılında tamamladığım çalışmada İstanbul’da yaşayan 351 anne–çocuk çifti yer aldı. Çocuklar 60–72 aylıktı ve yürütücü işlev güçlükleri ebeveyn bildirimine dayanan Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri ile değerlendirildi. Araştırmada uyku saati ve gece uyku süresi de günlük yaşam düzenine ilişkin değişkenler arasında incelendi (İçilensu, 2026).

Analizde 21.00 ve sonrasında yatan çocukların yürütücü işlev güçlüğü puanları, 20.59 ve öncesinde yatan çocuklara göre daha yüksekti. Benzer biçimde 10 saatin altında uyuduğu bildirilen çocukların yürütücü işlev güçlüğü puanları, 10 saat ve üzerinde uyuyan çocuklardan daha yüksekti. Her iki grup farkı da istatistiksel olarak anlamlıydı (İçilensu, 2026).

Uyku süresi, diğer sosyodemografik ve yaşam düzeni değişkenleriyle birlikte kurulan çoklu regresyon modelinde de çocukların yürütücü işlev güçlüğü puanlarının anlamlı yordayıcılarından biriydi (İçilensu, 2026).

Ancak burada özellikle durmamız gereken bir nokta var.

Bu sonuç, kısa uykunun yürütücü işlev güçlüğüne neden olduğunu göstermiyor.

Araştırma kesitseldi. Uyku bilgisi annelerden alındı ve çocukların yürütücü işlevleri de anne bildirimiyle değerlendirildi. Bu nedenle nedenselliğin yönünü belirlemek mümkün değil.

Belki uyku çocuğun günlük düzenleme performansını etkiliyor.

Belki düzenleme güçlüğü yaşayan çocukların uyku rutinlerini sürdürmek de daha zor olabiliyor.

Belki her ikisi de aile yaşamı, stres, ekran kullanımı ya da başka çevresel koşullarla ilişkili.

Bu nedenle tezin en önemli sonuçlarından biri yalnızca “uyku önemlidir” değildi. Çocukların yürütücü işlevlerinin sosyoekonomik koşullar, aile özellikleri, günlük yaşam düzeni ve psikososyal deneyimlerle birlikte düşünülmesi gerektiği sonucuydu (İçilensu, 2026).

Hareketin yürütücü işlevlerle ilişkisi biraz farklı

Fiziksel aktivite konusunda araştırmalar bize yalnızca ilişkisel çalışmalar sunmuyor. Çocukların belirli fiziksel aktivite programlarına katıldığı randomize kontrollü araştırmalar da var.

Bu önemli, çünkü müdahale çalışmaları neden-sonuç ilişkisini değerlendirmek açısından gözlemsel çalışmalardan daha güçlü kanıt sağlar.

2026 yılında yayımlanan güncel bir meta-analiz, 2–6 yaş arasındaki 2.330 çocuğu kapsayan 31 randomize kontrollü çalışmayı bir araya getirdi. Fiziksel aktivite müdahaleleri inhibisyon, çalışma belleği ve bilişsel esneklik alanlarında küçük ile orta büyüklük arasında kazanımlarla ilişkiliydi. En büyük ortalama etki inhibisyonda görüldü (Liu et al., 2026).

Bu, fiziksel aktivite konusunda oldukça anlamlı bir bulgu.

Ama buradan:

“Çocuğu spora yazdırırsanız yürütücü işlevleri gelişir.”

sonucuna geçmek yine fazla hızlı olur.

Çünkü araştırmalarda “fiziksel aktivite” adı altında birbirinden oldukça farklı uygulamalar inceleniyor. Koşu, yüzme, futbol, dans, jimnastik, dövüş sporları ve kurallı hareket oyunları aynı fiziksel ve bilişsel talepleri taşımıyor. Müdahalelerin süresi, sıklığı ve yapısı da değişiyor.

Yani burada da “hareket” tek bir şey değil.

Bazen hareket ederken yürütücü işlevleri de kullanıyoruz

Bir çocuğun düz bir parkurda koşmasıyla, kuralları sürekli değişen bir oyunu oynaması aynı bilişsel talepleri taşımaz.

Örneğin bir oyun çocuktan:

  • kurala uymasını,
  • bir işareti beklemesini,
  • yanlış tepkiyi durdurmasını,
  • hareket sırasını aklında tutmasını,
  • değişen kurala göre davranışını değiştirmesini

isteyebilir.

Bunların bir kısmı doğrudan yürütücü işlev talepleridir.

Mao ve arkadaşlarının (2024) sistematik derleme ve meta-analizinde, bilişsel olarak katılım gerektiren fiziksel aktivite müdahalelerini inceleyen 23 randomize kontrollü çalışma ve 2.857 çocuk ve ergen değerlendirildi. Genel yürütücü işlev için olumlu bir etki bulundu; çalışma belleği ve inhibisyon açısından da olumlu sonuçlar bildirildi. Bununla birlikte çalışmalar arasındaki heterojenlik oldukça yüksekti (Mao et al., 2024).

Dolayısıyla şunu söylemek makul:

Bazı fiziksel aktiviteler yalnızca bedeni hareket ettirmiyor; aynı anda dikkat, kural takibi, tepki kontrolü ve çalışma belleği de gerektiriyor.

Ama hangi aktivitenin hangi çocukta, hangi yürütücü işlev bileşeni için en yararlı olduğu konusunda henüz tek bir reçetemiz yok.

Belki de hareketi yalnızca “enerji atmak” olarak görmek yerine, çocuğun gelişimsel deneyiminin bir parçası olarak düşünmek daha doğru.

Peki günlük rutinler?

Rutin kelimesi bazen yanlış çağrışımlar yaratıyor.

Her gün aynı saatte aynı şeyi yapmak.

Programdan hiç sapmamak.

Çocuğun bütün gününü yetişkinin planlaması.

Oysa gelişim araştırmalarında rutin denildiğinde çoğu zaman daha temel bir özellikten söz edilir:

Günlük yaşamın belirli ölçüde öngörülebilir olması.

Çocuk sabah kalktıktan sonra genel olarak ne olacağını bilir.

Akşam uykuya geçişin bir sırası vardır.

Yemekler tamamen rastlantısal değildir.

Bir etkinlik sona erdiğinde sırada ne olduğuna ilişkin bazı ipuçları vardır.

Bu tür tekrar eden örüntülerle çocukların öz-düzenlemesi arasında ilişkiler bulunduğunu gösteren çalışmalar var.

Örneğin Birleşik Krallık Millennium Cohort Study’nin 10.955 üç yaşındaki çocuk üzerinden yapılan analizinde düzenli yatış zamanı, düzenli öğünler ve televizyon/video kullanımına getirilen sınırlar gibi ev rutinleri çocukların bazı öz-düzenleme göstergeleriyle ilişkiliydi. İlginç biçimde ilişki özellikle duygusal düzenleme açısından görülürken bilişsel öz-düzenlemede aynı örüntü ortaya çıkmadı (Anderson et al., 2017).

Bu ayrıntı önemli.

Çünkü bize:

“Rutin öz-düzenlemeyi geliştirir.”

gibi tek bir cümle kurmamamız gerektiğini hatırlatıyor.

Öz-düzenleme de tek bir yapı değil.

Rutinler çocuğun yükünü azaltıyor olabilir mi?

688 Çinli okul öncesi çocukla yürütülen başka bir araştırmada günlük yaşam, etkinlik ve disiplin rutinleri; daha yakın ebeveyn–çocuk ilişkileri, daha düşük çatışma ve öğretmen tarafından bildirilen bazı öz-kontrol göstergeleriyle ilişkili bulundu (Ren & Fan, 2019).

Ferretti ve Bub’ın (2014) erken çocukluk verilerini kullanan uzunlamasına çalışmasında da 14, 24 ve 36 aylık dönemlerdeki aile rutinleri incelendi. Çocuğun 36 aylık dönemindeki mevcut rutinleri öz-düzenlemeyle; daha erken dönemdeki rutinler ise bazı bilişsel sonuçlarla ilişkiliydi. Ancak bulgular çocukların bazı bireysel özelliklerine göre de değişiyordu (Ferretti & Bub, 2014).

Burada araştırma bulgusu ile olası açıklamayı birbirinden ayırmak gerekiyor.

Araştırmalar bize rutinlerle bazı öz-düzenleme göstergeleri arasında ilişki olduğunu söylüyor.

Bundan sonra yapabileceğimiz bir gelişimsel yorum ise şu:

Günün belirli ölçüde öngörülebilir olması, çocuğun her adımda yeniden:

“Şimdi ne olacak?”

“Ne yapmam gerekiyor?”

“Bundan sonra ne yapacağım?”

sorularını çözme ihtiyacını azaltabilir.

Başka bir ifadeyle, rutinler günlük yaşamın bazı organizasyon görevlerini dışarıdan destekliyor olabilir.

Ama bu henüz:

“Rutinler çalışma belleğini geliştirir.”

gibi doğrudan gösterilmiş bir nedensel bulgu değildir.

Öngörülebilir olmakla katı olmak aynı şey değil

Bu ayrımı özellikle önemli buluyorum.

Bir aile hayatı öngörülebilir olabilir ama esnek de olabilir.

Çocuk çoğu akşam aynı sırayla hazırlanabilir fakat hafta sonu program değişebilir.

Yatma saatine yaklaşırken belirli bir rutin olabilir ama özel bir gün nedeniyle zamanlama değişebilir.

Sabah hazırlanmanın genel bir sırası olabilir ama çocuk bazen önce kahvaltı etmek isteyebilir.

Rutin, değişikliğin yasak olduğu anlamına gelmez.

Hatta bilişsel esnekliğin gelişebilmesi için çocuğun zaman zaman değişikliklerle karşılaşması da günlük yaşamın doğal bir parçasıdır.

Ama sürekli değişkenlik başka bir şeydir.

Her gün ne olacağının tamamen belirsiz olması, çocuğun organize etmesi gereken bilgiyi artırabilir.

Dolayısıyla mesele “mükemmel program” kurmak değil; çocuğa günlük yaşam içinde anlaşılabilir bir yapı sunabilmektir.

Uyku, hareket ve rutinleri birbirinden tamamen ayırabilir miyiz?

Gerçek hayatta pek değil.

Örneğin daha düzenli bir akşam rutini uyku zamanlamasıyla ilişkili olabilir.

Gün içinde fiziksel aktivite için fırsat bulmak çocuğun okuluna, mahallesindeki güvenli alanlara, ailenin zamanına veya ekonomik koşullarına bağlı olabilir.

Uyku saati yalnızca ebeveynin tercihi değildir. Okul saatleri, ebeveynlerin çalışma düzeni, kardeşler, evin fiziksel koşulları, ekran kullanımı ve aile stresi de devreye girebilir.

Dolayısıyla bu üç alanı:

Uyku + spor + rutin = iyi yürütücü işlev

şeklinde bir yaşam tarzı formülüne çevirmek yanıltıcı olur.

Çocuğun günlük yaşam koşulları, içinde bulunduğu aile ve daha geniş çevreden bağımsız değildir.

Bu aynı zamanda önemli bir başka noktayı da beraberinde getiriyor:

Bir çocuk geç yatıyorsa, düzensiz bir günü varsa ya da yeterince hareket edemiyorsa bunu hemen bir “ebeveyn hatası” olarak okumak gelişimsel açıdan yetersiz kalır.

Bazen ailelerin sahip oldukları zaman, fiziksel çevre ve kaynaklar günlük yaşamın ne kadar düzenlenebileceğini belirler.

Günlük yaşamda ne anlama geliyor?

Bilimsel literatür bize çocukların yürütücü işlevlerini güçlendirmek için uygulanabilecek kesin bir “ideal gün programı” vermiyor.

Ama mevcut kanıtlarla bazı şeyleri daha dikkatli düşünebiliriz.

Örneğin bir çocuk birkaç gündür dikkatini sürdürmekte zorlanıyorsa, yalnızca “dikkat sorunu var mı?” diye bakmadan önce uyku düzenindeki değişiklikleri de gözden geçirmek anlamlı olabilir.

Çocuğun gününde hareket için gerçek bir alan olup olmadığını düşünmek de anlamlıdır.

Aynı şekilde sürekli unutkanlık, geçiş güçlüğü veya günlük çatışma görülüyorsa, çocuğun gününün ne kadar öngörülebilir olduğunu ve her şeyi kendi başına organize etmesinin beklenip beklenmediğini değerlendirmek yararlı olabilir.

Bunların hiçbiri tek başına tanı koydurmaz.

Ve hiçbiri şu anlama gelmez:

“Uykuyu düzeltirsek sorun çözülür.”

“Daha çok spor yaptırırsak dikkat düzelir.”

“Rutin oluşturursak çocuk kendini kontrol eder.”

Çocuk gelişiminde bu kadar temiz denklemler nadiren vardır.

Sonuç

Yürütücü işlevler bir çocuğun zihninde, günlük yaşamdan bağımsız biçimde çalışan sabit bir “kontrol merkezi” değildir.

Çocuk bu becerileri her gün gerçek koşullar içinde kullanır.

Uykuluyken.

Enerjikken.

Gürültülü bir sınıfta.

Parkta oynarken.

Sabah yetişmeye çalışırken.

Akşam ödev yaparken.

Ne olacağını bildiği bir günde.

Ya da her şeyin değiştiği bir günde.

Uyku ile çocukların bilişsel ve davranışsal düzenleme performansı arasında ilişkiler bulunduğunu biliyoruz; ancak bu ilişkiler basit ve tek yönlü değil.

Fiziksel aktivite konusunda randomize müdahale çalışmalarından gelen daha güçlü kanıtlar var ve özellikle okul öncesi dönemde bazı yürütücü işlev alanlarında küçük–orta kazanımlar görülebiliyor.

Günlük rutinler ile öz-düzenleme arasındaki kanıt ise daha çok gözlemsel ve bu nedenle daha temkinli yorumlanmalı.

Belki bütün bunların ortak noktası şu:

Çocuğun ne yapabildiğini değerlendirirken, bunu hangi koşullarda yapmaya çalıştığını da hesaba katmak gerekir.

Bu nedenle:

“Bugün neden dikkatini veremiyor?”

sorusunun yanına bazen bir soru daha ekleyebiliriz:

“Bugün dikkatini verebilmesi için nasıl bir gün yaşadı?”

Bu soru tek başına bize cevabı vermez.

Ama cevabı yalnızca çocuğun içinde aramaktan daha geniş bir yere bakmamızı sağlar.

KAYNAKLAR

Anderson, S. E., Sacker, A., Whitaker, R. C., & Kelly, Y. (2017). Self-regulation and household routines at age three and obesity at age eleven: Longitudinal analysis of the UK Millennium Cohort Study. International Journal of Obesity, 41, 1459–1466. https://doi.org/10.1038/ijo.2017.94

Ferretti, L. K., & Bub, K. L. (2014). The influence of family routines on the resilience of low-income preschoolers. Journal of Applied Developmental Psychology, 35(3), 168–180. https://doi.org/10.1016/j.appdev.2014.03.003

İçilensu, M. M. (2026). 60–72 aylık çocukların ve annelerinin yürütücü işlevleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi [Yüksek lisans tezi, İstanbul Okan Üniversitesi].

Liu, W., Wang, Z., Yi, J., & Li, X. (2026). The effects of physical activity on executive function in preschool children: A meta-analysis of randomized controlled trials. Frontiers in Psychology, 17, 1882118. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2026.1882118

Mao, F., Huang, F., Zhao, S., & Fang, Q. (2024). Effects of cognitively engaging physical activity interventions on executive function in children and adolescents: A systematic review and meta-analysis. Frontiers in Psychology, 15, 1454447. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2024.1454447

Ren, L., & Fan, J. (2019). Chinese preschoolers’ daily routine and its associations with parent-child relationships and child self-regulation. International Journal of Behavioral Development, 43(2), 179–184. https://doi.org/10.1177/0165025418811126

Reynaud, E., Vecchierini, M.-F., Heude, B., Charles, M.-A., & Plancoulaine, S. (2018). Sleep and its relation to cognition and behaviour in preschool-aged children of the general population: A systematic review. Journal of Sleep Research, 27(3), e12636. https://doi.org/10.1111/jsr.12636

İlgili yazılar

14 dk okuma

Sosyal Medyada Zorbalık Hakkında Neyi Yanlış Konuşuyoruz?

“Sen de vur”, “görmezden gel”, “kendi aralarında çözsünler”… Zorbalık hakkında sosyal medyada sık tekrarlanan tavsiyelerin hangileri bilimsel açıdan sorunlu?

  • Zorbalık
  • Akran zorbalığı
  • Çocuk gelişimi